Psikolojik Danışma Kuramları nelerdir?
Psikanalitik Danışma Kuramı:
Freud tarafından geliştirilen psikanalitik kuram, aynı zamanda bir kişilik kuramıdır.
Freud’a göre insan davranışları biyolojik ihtiyaçlar ve cinsel güdüler tarafından tetiklenmektedir.
Kişilik; id, ego ve süperego olmak üzere üç bölümden meydana gelmektedir diyor Freud.
Davranışçı Kuram:
Temelleri John Watson tarafından atılmıştır. Watson psikolojinin sadece gözlemlenebilir ve ölçülebilir davranışlara odaklanması gerektiğini savunmuştur.
Davranış terapistleri açıkça gözlenebilir davranışlarla ilgilenirler.
Hümanist(insancıl) Yaklaşım:
Hümanistik psikoloji, insanların doğuştan gelen bir iyiliğe ve kişisel gelişim ve kendini gerçekleştirme konusunda olağanüstü bir kapasiteye sahip olduğuna dair inanca dayanmaktadır.
Bu yaklaşımın önemli bir yönü, kişisel özerkliğin ve insan davranışını şekillendirmede özgür iradenin kullanımının tanınmasıdır . Hümanist bakış açısı, bireyleri bilinçli seçimler yapabilme yeteneklerini kabul ederek potansiyellerini keşfetmeye teşvik eder.
Akılcı – Duygusal Yaklaşım:
Albert Ellis tarafından geliştirilmiş bir psikoterapi yöntemidir.
Ellis’e göre insanlarda çoğunlukla doğuştan akılcı davranma gizli gücü vardır.
Davranış bozukluklarının kaynağı çocuklukta öğrenilen bir takım yanlış ve akıl dışı inançların yarattığı kaygıdır diyor Ellis.
Gestalt Yaklaşım:
Gestalt kuramı, 20. yüzyılın başlarında Almanya’da Max Wertheimer tarafından, öğrencileri Wolfgang Köhler ve Kurt Koffka ile birlikte yapısalcılığa karşı kurulmuştur. İnsan algısının bütünü, parçaların toplamından daha fazla ve farklı bir organizasyon olarak gördüğünü savunan bütüncül bir psikoloji yaklaşımıdır.
Almanca “şekil, form” anlamına gelen Gestalt, deneyimleri bütünüyle anlamlandırma, yakınlık, benzerlik, tamamlama ve şekil-zemin ilişkisi gibi ilkelerle görsel ve bilişsel süreçleri açıklar.
Varoluşçu psikolojik Danışma Yaklaşımı:
Varoluşçu psikoloji, 20. yüzyılın başlarında Avrupa’da ortaya çıkan bir düşünce akımıdır. Bu yaklaşım, felsefi varoluşçuluk ile derin bağlar kurarak, insan varoluşunu ve bireysel deneyimi merkezine alır. . Bu yaklaşım, bireyin varoluşsal kaygıları, anlam arayışı ve özgür irade gibi temel insan durumlarını ele alır.
Varoluşçu psikolojinin klinik uygulamaları, 20. yüzyılın ortalarında belirginleşmiştir. Bu dönemde, Viktor Frankl, Rollo May ve Irvin D. Yalom gibi terapistler, varoluşçu psikolojiyi terapiye entegre etmişlerdir.

Bir yanıt yazın